Adliyelerde yaşanan olaylar, genellikle yargı süreçleriyle ve kanun maddeleriyle sınırlı kalırken, geçtiğimiz günlerde İstanbul’da meydana gelen bir olay, toplumun dikkatini yeniden adalet sisteminin güvenliğine çekti. 26 Ekim 2023 tarihinde gerçekleşen bu talihsiz olayda, bir savcının, görevdeki bir kadın hakimi silahla vurarak ağır yaraladığı bildirildi. Olayın ayrıntıları ve arka planındaki sebepler, adliyelerde güvenlik önlemleriyle ilgili sorgulamaları da beraberinde getirdi. İşte bu olayın tüm detayları.
Olay, sabah saatlerinde İstanbul’un en yoğun adliyelerinden birinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, savcı olan A.G., bir duruşma sırasında kadın hakim S.E.'nin bulunduğu salona girdi. İlk başta tartışma şeklinde başlayan diyalog, kısa süre sonra silahlı bir saldırıya dönüşünce, o anda salonda bulunan herkes büyük bir panik yaşadı. A.G., cebinden çıkardığı tabancayı, kadın hakimin üzerine doğrultarak ateş açtı. Vurulan hakim, ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılırken, olayın şokunu yaşayan avukatlar ve davacılar çıkışlarda birbirine sarılarak ne yapacaklarını bilemediler.
Olay sonrası güvenliğin en üst seviyeye çıkarılması için hemen adliyenin çevresinde geniş bir güvenlik önlemi alındı. Emniyet güçleri, çevredeki görgü tanıklarından bilgi alarak, saldırının nedenine dair bir soruşturma başlattı. Bununla birlikte olay yerindeki güvenlik kameralarının kayıtlarına da incelendi. Olayın ardında herhangi bir kişisel veya mesleki bir husumet olup olmadığı ise merak konusu oldu. Türkiye’nin en üst düzey hukuk müesseselerinden biri olan adliyelerde yaşanan bu aşırı şiddet olayı, hukuk dünyasında infial yarattı.
Hukuk camiası, bu büyük şokun etkisinden kurtulmaya çalışırken, birçok avukat ve yargı mensubu, adliyelerdeki güvenlik önlemlerinin artırılması gerektiğini savundu. Özellikle mahkemelerde yaşanan yüksek gerilimler ve uzun süren dava süreçlerinin, böyle bireysel şiddet eylemlerini tetikleyebileceği düşünülüyor. Adliyelerde pozitif bir atmosfer oluşturmak, aynı zamanda yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı için de oldukça önemli. Ancak bu tür olaylar, yargı sisteminin güvenilirliğini sorgulatmaktadır.
Uzmanlar, söz konusu olayların yalnızca adliyelerde değil, tüm kamu alanlarında artış gösterdiğine dikkat çekiyor. Ülke genelinde artan kaygı ve gerginliğin, bu tür olayların temel sebeplerinden biri olabileceği tahmin ediliyor. Bu bağlamda, hukukçular ve kamuoyundan gelen çağrılar, devletin yargı sistemini koruma ve kollama sorumluluğunu yeniden değerlendirmesi yönünde oldu.
Olayın ardından, yargı çevrelerinde yapılan açıklamalarda, tüm adliyelerde güvenlik kontrollerinin arttırılacağı, çalışanların eğitim programlarının gözden geçirileceği ve psikolojik destek hizmetlerinin genişletileceği ifade edildi. Böylelikle, benzer olayların önüne geçilmesi hedefleniyor. Adliyelerde sadece fiziki güvenlik önlemlerinin değil, aynı zamanda psikolojik destek mekanizmalarının da sağlanması gerektiği vurgulandı. Avukatlar, adliyelerin daha güvenli ve insana yaraşır bir ortam sunabilmesi için çözüm geliştirilmesi gerektiğinin altını çiziyor.
Son olarak, bu trajik olay Türkiye’nin yerel ve ulusal haber ağları tarafından geniş bir şekilde ele alınmasıyla, kamuoyunda derin bir yankı uyandırmış durumda. Savcı A.G.’nin yakalanarak gözaltına alındığı belirtildi. Olayın nedenleri ve failin psikolojik durumu gibi etkenler ise soruşturmanın ilerleyen aşamalarında netleşeceği umuluyor. Başta hukuk camiası olmak üzere, toplumun bu tür olaylara karşı duyarlılığını artırarak, adalet sisteminin sahip olduğu güveni yeniden tesis etmesi bekleniyor.