Gazze, uzun süredir süren siyasi, sosyal ve ekonomik krizlerin etkisi altında yoğun bir insani krize tanıklık ediyor. Özellikle son aylarda hızla derinleşen kıtlık durumu, bölgedeki halkın yaşamını tehdit eder hale geldi. Bu durumu daha da iç açıcı olmayan bir gerçek, açlığın en ağır yükünü en savunmasız kesimlerin, yani kadınlar, çocuklar ve yaşlıların çekiyor olması. Birleşmiş Milletler'in verilerine göre, Gazze'deki bireylerin üçte biri gıda güvenliği tehdidi altında ve bu durum, yerel halk için her geçen gün daha vahim bir hal alıyor.
Gazze'deki kıtlığın sebeplerine bakıldığında, uzun süredir devam eden çatışmaların ve ambargoların yarattığı tahribat akla geliyor. 2007 yılından bu yana uygulanan ekonomik ambargo, bölgenin ticaretini ve tarım faaliyetlerini büyük ölçüde sınırladı. Altyapı sorunları, enerji kesintileri ve yetersiz sağlık hizmetleri gibi etkenler, kötü beslenme sorununu daha da derinleştiriyor. Ayrıca, iklim değişikliği, toprak erozyonu ve su kaynaklarının azlığı gibi doğal etmenler de tarım sektörünü olumsuz etkileyerek kıtlık koşullarını artırıyor.
2023 yılı itibarıyla, Gazze'de gıda temin etmek için mücadele eden ailelerin sayısı her geçen gün artıyor. Bu ailelerin çoğu, savaş sırasında evlerini kaybetmiş ya da geçim kaynaklarını kaybetmiş durumda. Tarımsal üretimin azalması, bu ailelerin düzgün bir şekilde beslenmesini zorlaştırıyor ve mal fiyatlarının yükselmesi durumu, en savunmasız kesimlerin açlık tehdidiyle karşı karşıya kalmasına neden oluyor.
Gazze'deki kıtlık, özellikle çocuklar, hamile ve emziren kadınlar ile yaşlıları doğrudan etkiliyor. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Gazze'deki çocukların %40'ının yetersiz beslenme riskiyle karşı karşıya olduğunu bildiriyor. Beslenme yetersizliği, çocukların büyüme ve gelişim süreçlerini olumsuz etkileyerek sağlık sorunlarına yol açıyor. Bunun yanı sıra, gençlerde zihinsel gelişim sorunları gibi uzun vadeli sağlık etkileri de gözlemleniyor.
Hamile kadınlar ve yeni anneler, daha fazla besine ihtiyaç duyarken, kıtlık bu grubun sağlığını tehlikeye atıyor. Yetersiz beslenme, hamilelik döneminde komplikasyon risklerini artırırken, yeni doğan bebeklerin sağlığını da olumsuz etkileyebilir. Yaşlı bireyler ise, genellikle hastalık ve sağlık sorunları ile karşı karşıya kaldıkları için yeterli beslenme alamadıklarında hayatta kalma şansları azalıyor. Dolayısıyla, Gazze'deki kıtlık durumu, sadece bir gıda güvenliği sorunu değil, aynı zamanda bir toplumsal sağlık krizi haline geliyor.
Bu insani krizden kurtulmak için uluslararası yardım kuruluşlarının destekleri önem kazanıyor. Ancak, yardım gönderimleri ve insani yardımların ulaştırılması, bölgedeki siyasi çatışmalar ve ambargolar nedeniyle sıkça erteleniyor. Desteklenmediği takdirde, Gazze'deki açlık ve yetersiz beslenme sorunu önümüzdeki dönemde daha da derinleşebilir. Bu nedenle, dünya genelindeki insan hakları savunucuları ve STK'lar, Gazze'deki bu insani krize dikkat çekerek, bölgenin durumunu iyileştirmek için harekete geçmeye çağırıyor.
Sonuç olarak, Gazze’deki kıtlık sorunu, açlığın en çok etkilediği savunmasız kesimlerin yaşam mücadelesiyle iç içe geçmiş bir durum. Bölgedeki halkın acil yardıma ihtiyacı var ve dünya, bu krizin çözümü için daha fazla adım atmak zorunda. Aksi takdirde, Gazze’deki açlık ve yetersiz beslenme sorunu, sadece bölgedeki değil, global düzeyde de bir acı hikaye haline dönüşebilir.