Geçen yıl yaşanan Kartalkaya yangın faciası, alevlerin her şeyi yok ettiği o korkutucu gün, herkesin kalbinde derin yaralar açtı. Acılarıyla boğuşan aileler, kaybettikleri sevdiklerinin anılarını yaşatmaya çalışırken, yangının yarattığı tahribat ve travmalar hala unutulmuş değil. Özellikle, felaketin merkezinde yer alan ailelerin yaşadığı duygu yoğunluğu, bir yıl sonra bile ilk günkü gibi taze kalmaya devam ediyor. Yangında hayatını kaybedenlerin hikayeleri, sadece ailelerini değil, tüm toplumu etkileyen bir trajedi haline geldi.
Yangının üzerinden bir yıl geçmesine rağmen, olayın tanıkları ve etkilenen aileler, yaşadıkları dehşeti unutmaları mümkün olmadığını ifade ediyor. Yangının başlamasıyla birlikte ailesiyle birlikte ormanda geçirdiği güzel anıları geride bırakmak zorunda kalan anne Ayşe Yılmaz, “Gözlerimde hala o anın görüntüsü var. Kızımın yanmış haliyle vedalaşmak zorundaydım. O an her şeyin sonu gibi gelmişti. Hayatımın en zor günlerinden birini yaşadım” diyerek duygularını paylaştı. Yangının getirdiği travma yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda duygusal boyutta da etkili oldu. Yangın sonrası yaşanan kayıplar ve yeniden inşa süreci, travmanın izlerini silmek için bir mücadele niteliğinde.
Aradan geçen bir yıla rağmen, Kartalkaya yangın felaketi nedeniyle oluşan yaraların sarılması için toplumda ciddi bir dayanışma gözlemleniyor. Yangından etkilenen ailelere yardım kampanyaları düzenlenirken, yerel yönetimler de yeniden inşa çalışmalarına hız vermiş durumda. Gerek devlet gerekse sivil toplum kuruluşları, yangın sonrası yaşanan olağanüstü durumu düzeltmek için seferber olmuş durumda. Ailelerin yeniden bir araya gelmeleri, kaybettikleri sevdiklerinin anılarını yaşatmak ve yeniden hayata tutunmak adına attıkları adımlar büyük bir önem taşıyor.
Son bir yıl hâlâ taze olan acıların yanında, yeniden doğma ve hayatı yenileme çabaları da dikkat çekiyor. Yangın sonrası, afet bölgesinde yaşanan yeniden yapılanma çalışmaları, bu tür felaketlerin bir daha yaşanmaması adına da önemli bir adım. Yerel halkın bir araya gelerek oluşturduğu destek grupları, kayıplarını yaşatmanın yöntemlerini ararken aynı zamanda yeni dostluklar, komşuluk ilişkileri de kurmaya başladılar. Tüm bu süreçte, ruhsal destek hizmetleri de önem kazanmış durumda. Psikologlar ve terapistler, yangın sonrası travma yaşayan bireyler için çeşitli hizmetler sunarak, onların normal yaşamlarına dönmelerine yardımcı olmaya çalışıyorlar.
Bir yıl önce yaşanan Kartalkaya yangın faciası, unutulmaması gereken bir acı, ama aynı zamanda dayanışma, birlikte güçlenme ve yeniden doğma hikayesinin de başlangıcı oldu. Yangınların yarattığı tahribata karşı daha bilinçli ve hazırlıklı olmanın yollarını araştıran bilim insanları, sürdürülebilir orman yönetimi ve iklim değişikliği ile mücadele konularında önemli araştırmalar yaparak toplumun bilincini artırmayı hedefliyor. Kartalkaya yangınının ardından, bu tür felaketlerin önlenmesi için gerekli adımların atılacağına dair umutlar, gelecek kuşaklar için daha güvenli bir yaşam alanlarının oluşturulabileceğine dair umut veriyor.
Sonuç olarak, Kartalkaya yangını bir yıl önce yaşanmış olmasına rağmen, ailelerin acıları henüz dinmiş değil. Her acı kayıpta bazı dersler çıkarılmakta ve bu süreçte toplumsal dayanışma büyük bir önem taşımakta. Bu tür felaketlerin bir daha yaşanmaması adına atılan adımlar ve bireysel bilinçlenme, potansiyel felaketlerin etkilerini en aza indirmek için kritik bir rol oynuyor. Yaşamaya ve yeniden doğmaya çalışırken, kaybettiğimiz insanların hatırasını yaşatmak için verilen mücadele, elbette unutulmayacak.